Soğuk havalar kapıyı çaldığında sadece montlarımızı değil, beslenme alışkanlıklarımızı da gözden geçirmek zorundayız. Çünkü kış ayları, bağışıklık sisteminin en çok sınandığı dönemdir. Grip, soğuk algınlığı ve bitmek bilmeyen halsizlik… Çoğu zaman sebebi havalar değil, yanlış beslenmedir.
Kışın iştah artar. Evde geçirilen süre uzar, hareket azalır. Bu tablo, hamur işi ve tatlı tüketiminin artmasıyla birleştiğinde sonuç kaçınılmaz olur: kilo artışı ve düşen direnç. Oysa vücudun bu dönemde ihtiyacı olan şey daha fazla değil, daha doğru besindir.
Mevsim sebzeleri kış sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Lahana, pırasa, brokoli, karnabahar gibi sebzeler hem bağışıklığı güçlendirir hem de sindirim sistemini destekler. Narenciye grubu meyveler ise C vitamini açısından güçlüdür; ancak “ne kadar çok o kadar iyi” anlayışı burada geçerli değildir. Ölçü kaçtığında fayda yerini zarara bırakır.
Protein tüketimi kış aylarında daha da önem kazanır. Yumurta, yoğurt, balık ve kuru baklagiller hem tok tutar hem de vücudu güçlü kılar. Özellikle balık, içerdiği omega-3 yağ asitleriyle sadece bedeni değil, kış aylarında sık görülen ruhsal çökkünlüğü de destekler.
Bir diğer ihmal edilen konu ise su tüketimidir. Terlemediğimiz için su içmeyi unuturuz. Oysa vücudun suya olan ihtiyacı yaz-kış değişmez. Yetersiz su tüketimi yorgunluk, baş ağrısı ve bağışıklık zayıflığı olarak geri döner.
Kış aylarında beslenme, estetik bir mesele değil; sağlığın ta kendisidir. Doğru beslenen bir vücut hastalıklara karşı daha dirençlidir. İlaçlardan önce gelen koruyucu kalkan, mutfakta başlar.
Kısacası kışın mesele sadece ısınmak değil, güçlü kalabilmektir. Bunun yolu da bilinçli seçimlerden geçen bir sofradan geçer.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yusuf Emre ALTINGEYİK
Kış Gelince Sofralar da Değişmeli
Kış Gelince Sofralar da Değişmeli
Soğuk havalar kapıyı çaldığında sadece montlarımızı değil, beslenme alışkanlıklarımızı da gözden geçirmek zorundayız. Çünkü kış ayları, bağışıklık sisteminin en çok sınandığı dönemdir. Grip, soğuk algınlığı ve bitmek bilmeyen halsizlik… Çoğu zaman sebebi havalar değil, yanlış beslenmedir.
Kışın iştah artar. Evde geçirilen süre uzar, hareket azalır. Bu tablo, hamur işi ve tatlı tüketiminin artmasıyla birleştiğinde sonuç kaçınılmaz olur: kilo artışı ve düşen direnç. Oysa vücudun bu dönemde ihtiyacı olan şey daha fazla değil, daha doğru besindir.
Mevsim sebzeleri kış sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Lahana, pırasa, brokoli, karnabahar gibi sebzeler hem bağışıklığı güçlendirir hem de sindirim sistemini destekler. Narenciye grubu meyveler ise C vitamini açısından güçlüdür; ancak “ne kadar çok o kadar iyi” anlayışı burada geçerli değildir. Ölçü kaçtığında fayda yerini zarara bırakır.
Protein tüketimi kış aylarında daha da önem kazanır. Yumurta, yoğurt, balık ve kuru baklagiller hem tok tutar hem de vücudu güçlü kılar. Özellikle balık, içerdiği omega-3 yağ asitleriyle sadece bedeni değil, kış aylarında sık görülen ruhsal çökkünlüğü de destekler.
Bir diğer ihmal edilen konu ise su tüketimidir. Terlemediğimiz için su içmeyi unuturuz. Oysa vücudun suya olan ihtiyacı yaz-kış değişmez. Yetersiz su tüketimi yorgunluk, baş ağrısı ve bağışıklık zayıflığı olarak geri döner.
Kış aylarında beslenme, estetik bir mesele değil; sağlığın ta kendisidir. Doğru beslenen bir vücut hastalıklara karşı daha dirençlidir. İlaçlardan önce gelen koruyucu kalkan, mutfakta başlar.
Kısacası kışın mesele sadece ısınmak değil, güçlü kalabilmektir. Bunun yolu da bilinçli seçimlerden geçen bir sofradan geçer.