Yapılması beklenen onlarca hizmet varken, yerel yönetimlerin planlı, hızlı ve denetimli çalışması gerekir. Ancak sahaya bakıldığında şu sorular ister istemez akla geliyor:
Nerede eksik var?
Ne yapılmalı?
Kim denetliyor?
Bu soruların cevabını ararken Kepez genelinde, özellikle park içlerinde ve kaldırım köşelerinde bulunan vakfa ait ekmek büfeleri dikkat çekiyor. Büfeler yenileniyor, daha sağlam ve daha kullanışlı hale getiriliyor. Bu olumlu bir gelişme. Ancak asıl soru şudur:
Denetim yapılıyor mu?
Yenilik tek başına yeterli değildir. Vakfa bağlı büfelerde çalışan personelin liyakati, işletmecilerin kontrolü ve satılan ürünlerin uygunluğu düzenli olarak denetlenmelidir. Bugün Kepez’in birçok büfesinde, market raflarına dahi giremeyen, merdiven altı üretilmiş ve sağlığı tehdit eden ürünler satılmaktadır. Kağıt oyunları, plastik oyuncaklar ve hatta patlayıcı nitelikte maddeler bu büfelerde rahatlıkla bulunabilmektedir.
Vatandaş bu durumu dile getirdiğinde ise aldığı cevap düşündürücüdür:
“Ekmek satmakla olmuyor, burası satış noktası.”
Hayır. Burası kontrolsüz bir satış alanı olamaz. Bu durumun acilen denetim altına alınması gerekmektedir.
Kepez zaten; Yeşildere (Zeytinköy), Baraj Mahallesi, Habibler, Şelale ve hurdacılık bölgelerine yayılan madde bağımlılığı tehdidi ile mücadele ederken, bu kontrolsüzlük bölge huzurunu daha da zayıflatmaktadır. Satıcıların rahatça dolaştığı, alan açtığı bir ortamda halkın güven duygusu ciddi şekilde zarar görmektedir.
Varsak Masal Park çevresinde bu kişilerin görülmeye başlaması ve bölgede yer edinmeleri gözden kaçmamaktadır. Bu durum artık münferit değil, açık bir tehdit halini almıştır.
İl Emniyet Müdürlüğü’nün Zeytinköy bölgesini yoğun çalışma alanı ilan etmesi doğru bir adımdır. Ancak baskının artmasıyla birlikte bu yapıların Kepez’e yönelmeye başlaması yeni bir sorunu doğurmuştur. Bir bölgede önlem alıp tehdidi başka bir bölgeye yaymak kalıcı bir çözüm değildir.
Zeytinköy’ün temizlenmesini herkes ister. Ancak bugün gelinen noktada Kepez’in okulları, gençleri ve aileleri doğrudan risk altındadır. Ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir şehirde bu sorunun ileride çok daha büyük bir hal alacağı açıktır.
Kepez’de projeler art arda hayata geçirilmektedir. Ancak yapılan her iş kadar, yapılan işin korunması ve denetlenmesi de önemlidir. Parklar, oturma alanları ve çocuk oyun alanları amacının dışında kullanılmaya başlanmıştır. Bu alanlar çocukların değil, kontrolsüz yetişkin gruplarının toplanma noktası haline gelmiştir.
Oturma grupları kırılmakta, tenekeler içinde ateşler yakılmakta, kamu malı göz göre göre yok edilmektedir. Milli servet bilinci ciddi anlamda zayıflamıştır. Oto-kontrol yoktur.
Bekçilerin sahada yeterince görünmemesi de ayrı bir sorundur. Şikâyet edildiğinde alınan “112’yi arayın” cevabı, sistemin sahada nasıl işlemediğinin açık göstergesidir.
Ulaşım konusu ise Kepez’in kanayan yaralarından biridir. UKOME bölgeye uğruyor mu? Okul önleri, yaya yolları, kasisler ve uyarı levhaları neden hâlâ eksiktir?
Okul çevrelerinde ne yavaşlatıcı önlem vardır ne de kaza önleyici tabelalar. Bugün bu konular için belediye ve ilgili birimlere gidildiğinde ise karşılaşılan tablo nettir:
“Hadi onu arayalım…”
“Bunu bir soralım…”
Sorumluluk almak yerine sorumluluğu başkasına yönlendiren bir anlayış hâkimdir.
Antalya artık yaşanabilir bir şehir olmaktan uzaklaşmaktadır. Sabahın erken saatlerinde işe giden yetişkinler, okula yetişmeye çalışan öğrenciler ve akşam saatlerinde eve dönmeye çalışan binlerce insan trafik çilesiyle boğuşmaktadır. Trafik, yalnızca sezonluk değil, kalıcı bir sorun haline gelmiştir.
Sezon yokken neden yollar yapılmıyor?
Neden altyapı çalışmaları erteleniyor?
Kim, neyi, neden bekliyor?
Her yerde çökük yollar, eksik altyapı ve tamamlanmamış üstyapılar vardır. Burası Antalya’dır. Dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir şehirde bu tablo kabul edilemez.
Turizmin başkenti Antalya bu yönetim anlayışını hak etmemektedir. Seçim döneminde halkın kapısını çalan, seçimden sonra sessizleşen anlayış artık terk edilmelidir.
Bir kenti yönetenler; o kentin gelirini, giderini, önceliğini bilmek zorundadır. “Yetkimiz yok”, “Yetkimiz dahilinde değil” söylemlerine toplumun sabrı kalmamıştır.
Zaman hızla akıyor. Yapılanlar ve yapılmayanlar yalnızca bugünü değil, geleceği de etkilemektedir. Vatanı, şehri, ilçeyi ve bu şehirde yaşayan herkesi ilgilendiren bir süreçten geçiyoruz.
2026 yılına girdik.
Bu bir çağrıdır.
Yerel yönetimlere sesleniyoruz:
Bahaneleri bırakın.
Çalışın.
Üretin.
Denetleyin.
Sorumluluk alın.
Daha yaşanabilir bir Antalya,
daha huzurlu bir Kepez için
el ele, gönül gönüle
geleceği birlikte inşa edelim.
Saygılarımla…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tahsin EVİK
ANTALYA’NIN KALBİ: KEPEZ!
ANTALYA’NIN KALBİ: KEPEZ!
Yapılması beklenen onlarca hizmet varken, yerel yönetimlerin planlı, hızlı ve denetimli çalışması gerekir. Ancak sahaya bakıldığında şu sorular ister istemez akla geliyor:
Nerede eksik var?
Ne yapılmalı?
Kim denetliyor?
Bu soruların cevabını ararken Kepez genelinde, özellikle park içlerinde ve kaldırım köşelerinde bulunan vakfa ait ekmek büfeleri dikkat çekiyor. Büfeler yenileniyor, daha sağlam ve daha kullanışlı hale getiriliyor. Bu olumlu bir gelişme. Ancak asıl soru şudur:
Denetim yapılıyor mu?
Yenilik tek başına yeterli değildir. Vakfa bağlı büfelerde çalışan personelin liyakati, işletmecilerin kontrolü ve satılan ürünlerin uygunluğu düzenli olarak denetlenmelidir. Bugün Kepez’in birçok büfesinde, market raflarına dahi giremeyen, merdiven altı üretilmiş ve sağlığı tehdit eden ürünler satılmaktadır. Kağıt oyunları, plastik oyuncaklar ve hatta patlayıcı nitelikte maddeler bu büfelerde rahatlıkla bulunabilmektedir.
Vatandaş bu durumu dile getirdiğinde ise aldığı cevap düşündürücüdür:
“Ekmek satmakla olmuyor, burası satış noktası.”
Hayır. Burası kontrolsüz bir satış alanı olamaz. Bu durumun acilen denetim altına alınması gerekmektedir.
Kepez zaten; Yeşildere (Zeytinköy), Baraj Mahallesi, Habibler, Şelale ve hurdacılık bölgelerine yayılan madde bağımlılığı tehdidi ile mücadele ederken, bu kontrolsüzlük bölge huzurunu daha da zayıflatmaktadır. Satıcıların rahatça dolaştığı, alan açtığı bir ortamda halkın güven duygusu ciddi şekilde zarar görmektedir.
Varsak Masal Park çevresinde bu kişilerin görülmeye başlaması ve bölgede yer edinmeleri gözden kaçmamaktadır. Bu durum artık münferit değil, açık bir tehdit halini almıştır.
İl Emniyet Müdürlüğü’nün Zeytinköy bölgesini yoğun çalışma alanı ilan etmesi doğru bir adımdır. Ancak baskının artmasıyla birlikte bu yapıların Kepez’e yönelmeye başlaması yeni bir sorunu doğurmuştur. Bir bölgede önlem alıp tehdidi başka bir bölgeye yaymak kalıcı bir çözüm değildir.
Zeytinköy’ün temizlenmesini herkes ister. Ancak bugün gelinen noktada Kepez’in okulları, gençleri ve aileleri doğrudan risk altındadır. Ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir şehirde bu sorunun ileride çok daha büyük bir hal alacağı açıktır.
Kepez’de projeler art arda hayata geçirilmektedir. Ancak yapılan her iş kadar, yapılan işin korunması ve denetlenmesi de önemlidir. Parklar, oturma alanları ve çocuk oyun alanları amacının dışında kullanılmaya başlanmıştır. Bu alanlar çocukların değil, kontrolsüz yetişkin gruplarının toplanma noktası haline gelmiştir.
Oturma grupları kırılmakta, tenekeler içinde ateşler yakılmakta, kamu malı göz göre göre yok edilmektedir. Milli servet bilinci ciddi anlamda zayıflamıştır. Oto-kontrol yoktur.
Bekçilerin sahada yeterince görünmemesi de ayrı bir sorundur. Şikâyet edildiğinde alınan “112’yi arayın” cevabı, sistemin sahada nasıl işlemediğinin açık göstergesidir.
Ulaşım konusu ise Kepez’in kanayan yaralarından biridir. UKOME bölgeye uğruyor mu? Okul önleri, yaya yolları, kasisler ve uyarı levhaları neden hâlâ eksiktir?
Okul çevrelerinde ne yavaşlatıcı önlem vardır ne de kaza önleyici tabelalar. Bugün bu konular için belediye ve ilgili birimlere gidildiğinde ise karşılaşılan tablo nettir:
“Hadi onu arayalım…”
“Bunu bir soralım…”
Sorumluluk almak yerine sorumluluğu başkasına yönlendiren bir anlayış hâkimdir.
Antalya artık yaşanabilir bir şehir olmaktan uzaklaşmaktadır. Sabahın erken saatlerinde işe giden yetişkinler, okula yetişmeye çalışan öğrenciler ve akşam saatlerinde eve dönmeye çalışan binlerce insan trafik çilesiyle boğuşmaktadır. Trafik, yalnızca sezonluk değil, kalıcı bir sorun haline gelmiştir.
Sezon yokken neden yollar yapılmıyor?
Neden altyapı çalışmaları erteleniyor?
Kim, neyi, neden bekliyor?
Her yerde çökük yollar, eksik altyapı ve tamamlanmamış üstyapılar vardır. Burası Antalya’dır. Dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir şehirde bu tablo kabul edilemez.
Turizmin başkenti Antalya bu yönetim anlayışını hak etmemektedir. Seçim döneminde halkın kapısını çalan, seçimden sonra sessizleşen anlayış artık terk edilmelidir.
Bir kenti yönetenler; o kentin gelirini, giderini, önceliğini bilmek zorundadır. “Yetkimiz yok”, “Yetkimiz dahilinde değil” söylemlerine toplumun sabrı kalmamıştır.
Zaman hızla akıyor. Yapılanlar ve yapılmayanlar yalnızca bugünü değil, geleceği de etkilemektedir. Vatanı, şehri, ilçeyi ve bu şehirde yaşayan herkesi ilgilendiren bir süreçten geçiyoruz.
2026 yılına girdik.
Bu bir çağrıdır.
Yerel yönetimlere sesleniyoruz:
Bahaneleri bırakın.
Çalışın.
Üretin.
Denetleyin.
Sorumluluk alın.
Daha yaşanabilir bir Antalya,
daha huzurlu bir Kepez için
el ele, gönül gönüle
geleceği birlikte inşa edelim.
Saygılarımla…