bazen birkaç bank, biraz yeşil, biraz ışık yeter ,ufak bir göl yeterli olur...
Tramvay duraklarına gelince…
Asıl görünmeyen sorun burada başlıyor.
Karşıdan karşıya geçiş meselesi,
özellikle engelliler için tam anlamıyla bir mücadele.
Tramvay hattı boyunca konulan güvenlik duvarları
araçlar için engel olabilir ama
engelliler için adeta bir çıkmaz sokak.
Yayalar üzerinden atlayıp geçebiliyor belki,
ama tekerlekli sandalye kullanan biri için
o duvar “geçit” değil, düpedüz engel.
Duraktan iniyorsun, karşıya geçmen gerekiyor…
Ama doğrudan geçemiyorsun.
Uzun uzun dolaşmak,
tekrar durağın kapısına kadar gitmek zorundasın.
Bu da hem zaman kaybı
hem de insanın hevesini kıran bir durum.
Ulaşım dediğin şey sadece ray döşemek değil;
herkes için ulaşılabilir hâle getirmek.
Bir başka mesele de yön ve düzen.
Varsak’ta yeni gelen biri için yön bulmak zor.
Tabelalar yetersiz,
bazı yerlerin adı var ama yönü yok.
Bir semt, insanına “nerede olduğunu” hissettirmeli.
Bu da küçük ama akıllı düzenlemelerle mümkün.
Ve elbette gençlerin sesi…
Varsak genç bir nüfusa sahip
ama gençlerin fikrinin sorulduğu alan çok az.
Oysa bir semti en iyi tanıyan,
orada yaşayan gençlerdir.
Neye ihtiyaç var, ne gereksiz —
bunu en iyi onlar bilir.
Bu yazı bir sitem değil.
Bir şikâyet hiç değil.
Bu yazı, “burayı seviyoruz” demenin başka bir yolu.
Varsak;
biraz dinlenirse,
biraz gençleri dinlerse,
biraz da “idare eder” anlayışından çıkarsa
gerçekten bambaşka bir yere dönüşebilir.
Biz yine ses veriyoruz.
Çünkü bu semt bizim.
Ve biz, yaşadığımız yerin daha iyi olmasını istemekten vazgeçmeyeceğiz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
H.Zahid KARATAŞ
Varsak’a Genç Bir Dokunuş – 2
Varsak’a Genç Bir Dokunuş – 2
Bu yazıyı yazarken yine şunu düşündüm:
Varsak’ta eksik olan şey aslında beton değil, bina değil…
Eksik olan şey planlı düşünülmüş yaşam.
Gün içinde Varsak’ta dolaşınca fark ediyorsunuz;
insan var, genç var, hareket var…
Ama bu hareketi karşılayacak alanlar yok denecek kadar az.
Herkes bir yerlerde oyalanıyor ama kimse “işte burası” diyemiyor.
Mesela duraklar…
Otobüs ve tramvay durakları sadece bir yerden bir yere gitmek için değil,
aynı zamanda beklemek, soluklanmak için de kullanılan alanlar.
Ama durakların çoğunda
ne doğru dürüst oturma alanı var
ne yağmurdan, ne güneşten koruyacak bir düzen.
Bir bank, bir gölgelik, ufak yapay bir göl, küçük bir düzenleme…
İnanın bazen küçücük şeyler, insanın şehre olan sabrını artırır.
Sokaklarda ve mahallelerde ‘de büyü bi eksik olan: market ve temel ihtiyaç noktaları.
Varsak’ta okadar boş dükkân var ama hiç birinde market vb yok.
Yakınında küçük bir market, bir büfe, bir ihtiyaç noktası olsa
hem gençler hem yaşlılar için büyük kolaylık olurdu.
Şehir dediğin, insanı düşünerek kurulmalı.
Bir de Varsak’taki boş alanlar meselesi var.
Öyle yerler var ki
ne tam park, ne yol, ne de sosyal alan olmuş.
Kendi hâline bırakılmış boşluklar…
Oysa bu alanlar küçük dokunuşlarla
mini buluşma alanlarına,
gençlerin vakit geçirebileceği nefes noktalarına dönüşebilir.
Her şey dev projeler olmak zorunda değil;
bazen birkaç bank, biraz yeşil, biraz ışık yeter ,ufak bir göl yeterli olur...
Tramvay duraklarına gelince…
Asıl görünmeyen sorun burada başlıyor.
Karşıdan karşıya geçiş meselesi,
özellikle engelliler için tam anlamıyla bir mücadele.
Tramvay hattı boyunca konulan güvenlik duvarları
araçlar için engel olabilir ama
engelliler için adeta bir çıkmaz sokak.
Yayalar üzerinden atlayıp geçebiliyor belki,
ama tekerlekli sandalye kullanan biri için
o duvar “geçit” değil, düpedüz engel.
Duraktan iniyorsun, karşıya geçmen gerekiyor…
Ama doğrudan geçemiyorsun.
Uzun uzun dolaşmak,
tekrar durağın kapısına kadar gitmek zorundasın.
Bu da hem zaman kaybı
hem de insanın hevesini kıran bir durum.
Ulaşım dediğin şey sadece ray döşemek değil;
herkes için ulaşılabilir hâle getirmek.
Bir başka mesele de yön ve düzen.
Varsak’ta yeni gelen biri için yön bulmak zor.
Tabelalar yetersiz,
bazı yerlerin adı var ama yönü yok.
Bir semt, insanına “nerede olduğunu” hissettirmeli.
Bu da küçük ama akıllı düzenlemelerle mümkün.
Ve elbette gençlerin sesi…
Varsak genç bir nüfusa sahip
ama gençlerin fikrinin sorulduğu alan çok az.
Oysa bir semti en iyi tanıyan,
orada yaşayan gençlerdir.
Neye ihtiyaç var, ne gereksiz —
bunu en iyi onlar bilir.
Bu yazı bir sitem değil.
Bir şikâyet hiç değil.
Bu yazı, “burayı seviyoruz” demenin başka bir yolu.
Varsak;
biraz dinlenirse,
biraz gençleri dinlerse,
biraz da “idare eder” anlayışından çıkarsa
gerçekten bambaşka bir yere dönüşebilir.
Biz yine ses veriyoruz.
Çünkü bu semt bizim.
Ve biz, yaşadığımız yerin daha iyi olmasını istemekten vazgeçmeyeceğiz.