SON DAKİKA
Hava Durumu

Engelsiz Pencere – 5

Yazının Giriş Tarihi: 18.05.2026 16:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 16:23

Engelsiz Pencere – 5

Aynı Yaşta, Aynı Hayatta Değil Sayın, sevgili okurlarım… 18 yaşına girmek çoğu genç için yeni bir hayatın başlangıcıdır. Yeni hayaller, yeni planlar, özgürlük hissi… Kimi üniversiteyi düşünür, kimi iş hayatını, kimi arkadaşlarıyla kuracağı yeni hayatı. Kısacası insan, “Ben artık büyüdüm” demek ister. Ama engelli bir genç için işler çoğu zaman o kadar kolay ilerlemiyor. Çünkü yaş büyüyor, ama hayat aynı hızda büyümüyor. Yaşıtların bir yerlere tek başına gidip gelirken, sen hâlâ yanında birine ihtiyaç duyabiliyorsun. Arkadaşların gece dışarı çıkarken sen önce “Orası erişilebilir mi?” diye düşünmek zorunda kalıyorsun. İşte insanın içine en çok dokunan şey de bu oluyor: Aynı yaşta olmak ama aynı hayatı yaşayamamak… Yurt dışında bazı ülkelerde engelli bireyler için gençlik hayatı daha erişilebilir hâle getiriliyor. Ulaşım sistemleri, kaldırımlar, sosyal alanlar, eğitim merkezleri… İnsanlar yardım istemeden yaşayabilsin diye düzen kuruluyor. Hatta birçok yerde genç engelli girişimcilere özel destekler, hibeler ve iş projeleri sağlanıyor. Çünkü onlar sadece “yardım edilmesi gereken bireyler” olarak değil; üretebilen, geliştirebilen, topluma yön verebilen insanlar olarak görülüyor. Türkiye’de ise son yıllarda güzel adımlar atılıyor, bunu inkâr etmek haksızlık olur. Ama hâlâ eksik kalan çok şey var. Çünkü bazen insanı anlamaya çalışıyormuş gibi yapılıyor ama sadece susuluyor. Engel konuşuluyor, fakat engelli bireyin gerçekten ne hissettiği çok az dinleniyor. Mesela EKPSS… Birçok engelli genç için sadece bir sınav değil, hayata tutunma mücadelesi. Günlerce, aylarca çalışılıyor. Çünkü insan kimseye muhtaç olmadan yaşamak, kendi ayaklarının üstünde durmak istiyor. Ama bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki engelli bireyin başarısı bile “şaşırılacak şey” gibi görülüyor. Oysa şaşırılması gereken şey başarı değil; hâlâ fırsat eşitliğinin tam sağlanamaması olmalı. Bir engelli genç için en zor hislerden biri de bazı hayallere uzaktan bakmak zorunda kalmak. Mesela askerlik… Çoğu genç için vatani görev, gurur ve hatıra demek. Arkadaş ortamlarında asker anıları konuşulur, fotoğraflar gösterilir. Ama engelli bir genç bazen sadece dinleyen tarafta kalır. Belki kimse kötü niyetli değildir ama insan yine de içinde bir boşluk hisseder. “Ben neden yaşayamadım?” sorusu sessizce zihne düşer. Ama burada küçük bir şeyi düzeltmek gerekir sevgili okurlarım… “Engelli” denildiğinde aklınıza sadece eksik kalan şeyler gelmesin. Çünkü engelli olmak hayatı bitirmek değildir. Belki hayata 1-0 geride başlamak gibidir… Ama sonra sabırla, mücadeleyle, azimle skoru 3-2’ye çevirmeye çalışmaktır. Ve belki de en güzeli; bütün bu sabrın karşılığını ahirette Allah’ın izniyle 4-5 önde tamamlayabilmektir. Çünkü herkesin imtihanı farklıdır. Kimi koşarak yorulur, kimi sabrederek… Ve bazen bedeni yorulan insanlar, ruhen en güçlü olanlardır. Belki bazı engelli gençler yaşıtları gibi yaşayamayabilir. Ama bu onların hayal kuramayacağı, üretemeyeceği, başarılı olamayacağı anlamına gelmez. Çünkü bazen insanın bedeni yavaş kalır ama ruhu herkesten daha ileri gider. Ve belki de asıl mesele şudur sevgili okurlarım: Bir gence gerçekten destek olmak, ona eksik olduğunu hissettirmek mi… yoksa hayatın içinde eşit bir yer vermek mi?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.