"İnsanlar, kendilerini zarara sürükleyen şeylere yaklaşmasınlar." (Maide Suresi, 90)
Bu ayet-i kerime, bugün içinde bulunduğumuz ve her geçen gün daha da derinleşen uyuşturucu belasına karşı asırlar öncesinden yükselen ilahi bir ikazdır. Maalesef toplum olarak dikkate almadığımız bu ikaz; yine toplum olarak yüzleşmek zorunda kaldığımız acı bir gerçekten ötesi değil. Sokaklarımızda, okullarımızda, gençliğimizin geleceğinde sinsice ilerleyen bu zehir, yalnızca güvenlik güçlerimizin değil, hepimizin meselesi…
Akleden Kalbe İhanet
İslam'ın insana bakışının temelinde, onun "eşref-i mahlukat" (yaratılmışların en şereflisi) olması yatar. Bu şeref, akıl nimetiyle taçlandırılmıştır. Uyuşturucu ise bu ilahi emanete ihanettir. Allah'ın en değerli lütfu olan aklı bulandırmak, iradeyi teslim almak ve insanı kendi nefsinin esiri kılmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sarhoş edici her şey haramdır" buyurarak, aklı örten her maddenin haramlığına işaret etmiştir.
Ruhun İntiharı
Uyuşturucu, yalnızca bedensel bir tahribat değil, manevi bir intihardır. İnsanı namazından, duadan, hayırlı amellerden alıkoyar. İç huzuru ve kalp temizliğini yok eder. Oysa Kur'an-ı Kerim'de müminlerin özellikleri sayılırken "akıllarını kullananlar" ifadesi öne çıkar. Uyuşturucu ise insanı bu temel özelliğinden mahrum bırakır.
Aile ve Toplum Felaketi
İslam, toplumu bir bedene benzetir. Bir uzuv ağrıdığında diğer uzuvlar da bu ağrıya iştirak eder. Uyuşturucu bağımlılığı, yalnızca kişiyi değil; anne-babayı, eşi, çocukları, komşuyu, tüm toplumu yaralar. Aile kurumunu zedeler, neslin sağlığını tehdit eder, toplumsal huzuru bozar. Bu nedenle İslam, ferdi korumakla kalmaz, toplumu da korumayı esas alır.
Çözüm Yolu: Manevi Bağışıklık
Bağımlılık bir hastalıktır. Bu kapıyı aralayan en önemli unsurlar merak, arkadaş etkisi, sorunlar kaçış arayışı veya boşluk hissi…Sosyal medyada “ masum “ gösterilen, özellikle rap şarkılarında “ süslü kelimelerle “ süslendirilen bu zehrin hayatları nasıl kararttığı operasyon haberlerinde değil, tedavi merkezlerinde, ailelerin gözyaşlarında, kaybedilen hayatların ardından geriye kalan yüreklerde görebilirsiniz. Bu zehirle mücadelede, birçok kurum ücretsiz, gizli ve etkili tedavi imkanı sunuyor. Utanmadan, sıkılmadan tedavi talep etmek gerekir. İslami perspektiften ise asıl çözüm, manevi bağışıklık kazandırmaktır. Gençlere hakiki hayat amacını, yaratılış gayesini öğretmek; onları ibadet, ilim, spor ve sanatla donatmak; boşluk hissini dolduracak manevi dinamikler sunmak esastır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah katında daha sevimlidir." Bu güç, yalnızca bedensel değil, irade ve karakter gücüdür.
Toplumsal Sorumluluk
Uyuşturucuyla mücadele, yalnızca emniyetin veya sağlık kuruluşlarının görevi değildir. Bu aynı zamanda topyekûn bir toplumsal sorumluluktur. Anne-babalar çocuklarının arkadaş çevresinden haberdar olmalı, eğitimciler gençlerin ruh dünyalarına girmeli, din görevlileri bu konuyu vaaz ve sohbetlerinde işlemeli, komşu komşusuna sahip çıkmalıdır.
Unutmayalım ki, kurtaracağımız her bir genç, yalnızca bir hayatı değil, belki bir nesli, bir aileyi, toplumun bir parçasını kurtarmak demektir.
Allah (c.c.), bizi ve nesillerimizi her türlü zararlı alışkanlıktan muhafaza eylesin. Aklımızı, bedenimizi ve ruhumuzu koruma bilinciyle donatsın. Çünkü O, "İman edip salih ameller işleyenlere hizmet edeceklerinden ötürü içilecek tertemiz bir kaynak vadetmiştir." (İnsan Suresi, 21)
Selam ve dua ile...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gürkan MOTOR
İslami Perspektiften Uyuşturucu Meselesi
İslami Perspektiften Uyuşturucu Meselesi
Bismillahirrahmanirrahim
"İnsanlar, kendilerini zarara sürükleyen şeylere yaklaşmasınlar." (Maide Suresi, 90)
Bu ayet-i kerime, bugün içinde bulunduğumuz ve her geçen gün daha da derinleşen uyuşturucu belasına karşı asırlar öncesinden yükselen ilahi bir ikazdır. Maalesef toplum olarak dikkate almadığımız bu ikaz; yine toplum olarak yüzleşmek zorunda kaldığımız acı bir gerçekten ötesi değil. Sokaklarımızda, okullarımızda, gençliğimizin geleceğinde sinsice ilerleyen bu zehir, yalnızca güvenlik güçlerimizin değil, hepimizin meselesi…
Akleden Kalbe İhanet
İslam'ın insana bakışının temelinde, onun "eşref-i mahlukat" (yaratılmışların en şereflisi) olması yatar. Bu şeref, akıl nimetiyle taçlandırılmıştır. Uyuşturucu ise bu ilahi emanete ihanettir. Allah'ın en değerli lütfu olan aklı bulandırmak, iradeyi teslim almak ve insanı kendi nefsinin esiri kılmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sarhoş edici her şey haramdır" buyurarak, aklı örten her maddenin haramlığına işaret etmiştir.
Ruhun İntiharı
Uyuşturucu, yalnızca bedensel bir tahribat değil, manevi bir intihardır. İnsanı namazından, duadan, hayırlı amellerden alıkoyar. İç huzuru ve kalp temizliğini yok eder. Oysa Kur'an-ı Kerim'de müminlerin özellikleri sayılırken "akıllarını kullananlar" ifadesi öne çıkar. Uyuşturucu ise insanı bu temel özelliğinden mahrum bırakır.
Aile ve Toplum Felaketi
İslam, toplumu bir bedene benzetir. Bir uzuv ağrıdığında diğer uzuvlar da bu ağrıya iştirak eder. Uyuşturucu bağımlılığı, yalnızca kişiyi değil; anne-babayı, eşi, çocukları, komşuyu, tüm toplumu yaralar. Aile kurumunu zedeler, neslin sağlığını tehdit eder, toplumsal huzuru bozar. Bu nedenle İslam, ferdi korumakla kalmaz, toplumu da korumayı esas alır.
Çözüm Yolu: Manevi Bağışıklık
Bağımlılık bir hastalıktır. Bu kapıyı aralayan en önemli unsurlar merak, arkadaş etkisi, sorunlar kaçış arayışı veya boşluk hissi…Sosyal medyada “ masum “ gösterilen, özellikle rap şarkılarında “ süslü kelimelerle “ süslendirilen bu zehrin hayatları nasıl kararttığı operasyon haberlerinde değil, tedavi merkezlerinde, ailelerin gözyaşlarında, kaybedilen hayatların ardından geriye kalan yüreklerde görebilirsiniz. Bu zehirle mücadelede, birçok kurum ücretsiz, gizli ve etkili tedavi imkanı sunuyor. Utanmadan, sıkılmadan tedavi talep etmek gerekir. İslami perspektiften ise asıl çözüm, manevi bağışıklık kazandırmaktır. Gençlere hakiki hayat amacını, yaratılış gayesini öğretmek; onları ibadet, ilim, spor ve sanatla donatmak; boşluk hissini dolduracak manevi dinamikler sunmak esastır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah katında daha sevimlidir." Bu güç, yalnızca bedensel değil, irade ve karakter gücüdür.
Toplumsal Sorumluluk
Uyuşturucuyla mücadele, yalnızca emniyetin veya sağlık kuruluşlarının görevi değildir. Bu aynı zamanda topyekûn bir toplumsal sorumluluktur. Anne-babalar çocuklarının arkadaş çevresinden haberdar olmalı, eğitimciler gençlerin ruh dünyalarına girmeli, din görevlileri bu konuyu vaaz ve sohbetlerinde işlemeli, komşu komşusuna sahip çıkmalıdır.
Unutmayalım ki, kurtaracağımız her bir genç, yalnızca bir hayatı değil, belki bir nesli, bir aileyi, toplumun bir parçasını kurtarmak demektir.
Allah (c.c.), bizi ve nesillerimizi her türlü zararlı alışkanlıktan muhafaza eylesin. Aklımızı, bedenimizi ve ruhumuzu koruma bilinciyle donatsın. Çünkü O, "İman edip salih ameller işleyenlere hizmet edeceklerinden ötürü içilecek tertemiz bir kaynak vadetmiştir." (İnsan Suresi, 21)
Selam ve dua ile...