Antalya Kasaplar Odası seçimleri geride kaldı. Sandık kuruldu, oylar sayıldı, sonuçlar açıklandı. Ama seçimden sonra asıl gündem sandıkta değil, yorumlarda oluştu. Açık söyleyeyim; Varsak Haber Medya’da paylaşımların altındaki bazı yorumları okudukça üzülüyorum. Çünkü eleştiriyle sitem arasındaki çizgi yer yer aşılıyor, sağduyuya yakışmayan ifadelerle karşılaşıyoruz.
Evet, bu seçimde üç aday yarıştı. İki aday Varsaklıydı: Ömer Alanay ve Süleyman Alkan. Seçim sonrası sıkça duyduğumuz soru da şu oldu:
“Neden birleşmediniz?”
Bu soru, doğru sorulduğunda kıymetlidir. Çünkü içinde Varsak’a dair bir beklenti, bir güç birliği arzusu vardır. Ama aynı soru hakarete, ithama ve kırıcı dile dönüştüğünde; ne Varsak’a yakışır ne de bu camiaya fayda sağlar. Unutmayalım: Sandıkta yarışmak düşmanlık değildir. Fikir ayrılığı, niyet ayrılığı anlamına gelmez.
Demokrasi dediğimiz şey tam olarak budur. Herkes niyetini, projesini, iddiasını ortaya koyar; takdiri esnaf verir. Bugün “keşke birleşselerdi” demek kolaydır. Ancak birleşmenin her zaman tek bir matematiği yoktur. Zamanı vardır, zemini vardır, şartları vardır. Olmadıysa da bunu kırıcı bir dile taşımak kimseye kazandırmaz.
Ömer Alanay da, Süleyman Alkan da bu mesleğin içinden gelen, Varsak’ta karşılığı olan, yıllardır emek veren insanlardır. Birini savunurken diğerini incitmek; birine kızarken Varsak’ı yıpratmak doğru değildir. Seçim bittiğine göre artık kazanan-kaybeden dili değil, birlik dili konuşulmalıdır.
Ben Varsak Haber Medya’da yorumlara bakınca şunu görmek istiyorum:
Eleştiri var ama saygılı,
Sitem var ama hakaretsiz,
Tartışma var ama kardeşçe…
Çünkü burası bizim ortak evimiz. Bugün bu seçim konuşulur, yarın başka bir mesele. Ama dilimiz sertleşirse, yarın aynı masaya oturmak zorlaşır. Oysa Varsak’ın gücü tam da burada: Farklı düşünebilmek ama birbirini incitmeden konuşabilmek.
Sandık kapandı.
Şimdi sağduyu zamanı.
Şimdi toparlanma, yaraları değil köprüleri çoğaltma zamanı.
Varsak bunu yapacak olgunluğa sahiptir.
Yeter ki birbirimizi kırarak değil, anlayarak konuşalım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Mücteba KUŞÇU
Bir Seçim, İki Varsaklı, Çok Ders
Antalya Kasaplar Odası seçimleri geride kaldı. Sandık kuruldu, oylar sayıldı, sonuçlar açıklandı. Ama seçimden sonra asıl gündem sandıkta değil, yorumlarda oluştu. Açık söyleyeyim; Varsak Haber Medya’da paylaşımların altındaki bazı yorumları okudukça üzülüyorum. Çünkü eleştiriyle sitem arasındaki çizgi yer yer aşılıyor, sağduyuya yakışmayan ifadelerle karşılaşıyoruz.
Evet, bu seçimde üç aday yarıştı. İki aday Varsaklıydı: Ömer Alanay ve Süleyman Alkan. Seçim sonrası sıkça duyduğumuz soru da şu oldu:
“Neden birleşmediniz?”
Bu soru, doğru sorulduğunda kıymetlidir. Çünkü içinde Varsak’a dair bir beklenti, bir güç birliği arzusu vardır. Ama aynı soru hakarete, ithama ve kırıcı dile dönüştüğünde; ne Varsak’a yakışır ne de bu camiaya fayda sağlar. Unutmayalım: Sandıkta yarışmak düşmanlık değildir. Fikir ayrılığı, niyet ayrılığı anlamına gelmez.
Demokrasi dediğimiz şey tam olarak budur. Herkes niyetini, projesini, iddiasını ortaya koyar; takdiri esnaf verir. Bugün “keşke birleşselerdi” demek kolaydır. Ancak birleşmenin her zaman tek bir matematiği yoktur. Zamanı vardır, zemini vardır, şartları vardır. Olmadıysa da bunu kırıcı bir dile taşımak kimseye kazandırmaz.
Ömer Alanay da, Süleyman Alkan da bu mesleğin içinden gelen, Varsak’ta karşılığı olan, yıllardır emek veren insanlardır. Birini savunurken diğerini incitmek; birine kızarken Varsak’ı yıpratmak doğru değildir. Seçim bittiğine göre artık kazanan-kaybeden dili değil, birlik dili konuşulmalıdır.
Ben Varsak Haber Medya’da yorumlara bakınca şunu görmek istiyorum:
Eleştiri var ama saygılı,
Sitem var ama hakaretsiz,
Tartışma var ama kardeşçe…
Çünkü burası bizim ortak evimiz. Bugün bu seçim konuşulur, yarın başka bir mesele. Ama dilimiz sertleşirse, yarın aynı masaya oturmak zorlaşır. Oysa Varsak’ın gücü tam da burada: Farklı düşünebilmek ama birbirini incitmeden konuşabilmek.
Sandık kapandı.
Şimdi sağduyu zamanı.
Şimdi toparlanma, yaraları değil köprüleri çoğaltma zamanı.
Varsak bunu yapacak olgunluğa sahiptir.
Yeter ki birbirimizi kırarak değil, anlayarak konuşalım.