Geçtiğimiz günlerde Kepez siyasetinde yaşanan bir tartışma, aslında sadece bir pazar yeri meselesi olmaktan çok daha fazlasını ortaya koydu. Zafer Mahallesi’ndeki Cumartesi Pazarı üzerinden başlayan bu gerilim, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile ABB Başkanvekili Büşra Özdemir’i karşı karşıya getirdi. Ancak görünen o ki mesele sadece bir çatı meselesi değil, altında büyüyen daha derin bir siyasi ayrışma var.
Sayın Kocagöz’ün, pazar yerinin çatısının çöktüğünü ifade ederek acil düzenleme talep etmesi elbette yerinde bir çıkıştı. Vatandaşın can güvenliği söz konusuysa, siyaset ikinci planda kalmalıdır. Ancak düzenleme sürecine ticari alanların eklenmesi isteği, işin yönünü değiştirdi. İşte tartışmanın fitili tam da burada ateşlendi.
İddialara göre CHP grup toplantısında tansiyon oldukça yükseldi. Kırıcı sözlerin sarf edildiği, hatta bazı belediye başkanlarının dahi bu duruma tepki gösterdiği konuşuluyor. Meclis salonuna yansıyan o soğuk hava ise, yaşananların sadece kulisle sınırlı kalmadığını açıkça ortaya koydu.
Ve ardından meclis toplantısı…
Her şey sakin ilerliyor gibi görünürken, 76’ncı maddede yeniden aynı konu açıldı. Ticari alan meselesi tekrar gündeme geldi ve tartışma bir kez daha alevlendi. Konunun komisyona gönderilmesiyle süreç şimdilik ötelenmiş gibi görünse de, mikrofonun açık kalmasıyla salona yansıyan tepkiler aslında içten içe büyüyen krizin dışa vurumuydu.
Siyasette bazen küçük gibi görünen meseleler, büyük kırılmaların habercisi olur. Bu olay da onlardan biri olabilir.
Daha önce Aksu’da benzer bir süreci gördük. İsa Yıldırım örneğinde yaşananlar hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor. O gün sessizlik hâkimdi, bugün de benzer bir sessizlik var. Ama bu sessizlik, çoğu zaman fırtına öncesi sessizliktir.
Şimdi Kepez’de benzer bir tablo oluşuyor.
Burada asıl sorulması gereken soru şu:
Bu kriz sadece bir proje anlaşmazlığı mı, yoksa daha büyük bir siyasi kopuşun ayak sesleri mi?
Sahadan gelen izlenimler, Mesut Kocagöz’ün parti içinde kendisini yalnız hissettiği yönünde. Bu yalnızlık, zamanla farklı arayışlara kapı aralayabilir. Siyasette “dün dündür, bugün bugündür” sözünü çokça duyduk. Dün aynı safta olanların bugün farklı kulvarlara yöneldiğine defalarca şahit olduk.
Bu noktada akıllara gelen ihtimal ise dikkat çekici:
Acaba Mesut Kocagöz, farklı bir siyasi yola mı giriyor?
Kulislerde konuşulanlara göre MHP seçeneği artık sadece bir söylenti değil, ciddi bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Elbette bu henüz netleşmiş bir durum değil. Ancak siyasetin doğası gereği, bu tür kırılmaların ardından yön değişiklikleri sürpriz olmaz.
Unutulmaması gereken bir gerçek var:
Bu tür krizler sadece kişiler arasında kalmaz.
Bu sürecin bir diğer önemli boyutu da CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı’dır. Parti içindeki bu tür gerilimlerin yönetilememesi, geçmişte olduğu gibi yeni kopuşlara zemin hazırlayabilir. İsa Yıldırım sürecinde yaşananlar ortadayken, aynı senaryonun tekrar etmesi kimse için sürpriz olmaz.
Sözün özü;
Perşembenin gelişi gerçekten de çarşambadan belli oluyor.
Kepez’de yaşanan bu kriz, ya sağduyu ile çözülecek ya da daha büyük bir siyasi kırılmanın kapısını aralayacak.
Ama bugünden görünen tablo şu:
Eğer bu süreç doğru yönetilmezse,
yarın çok daha farklı bir Mesut Kocagöz tablosu ile karşılaşabiliriz.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Mücteba KUŞÇU
BİR PAZAR YERİNDEN DOĞAN SİYASİ KIRILMA
BİR PAZAR YERİNDEN DOĞAN SİYASİ KIRILMA
Geçtiğimiz günlerde Kepez siyasetinde yaşanan bir tartışma, aslında sadece bir pazar yeri meselesi olmaktan çok daha fazlasını ortaya koydu. Zafer Mahallesi’ndeki Cumartesi Pazarı üzerinden başlayan bu gerilim, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile ABB Başkanvekili Büşra Özdemir’i karşı karşıya getirdi. Ancak görünen o ki mesele sadece bir çatı meselesi değil, altında büyüyen daha derin bir siyasi ayrışma var.
Sayın Kocagöz’ün, pazar yerinin çatısının çöktüğünü ifade ederek acil düzenleme talep etmesi elbette yerinde bir çıkıştı. Vatandaşın can güvenliği söz konusuysa, siyaset ikinci planda kalmalıdır. Ancak düzenleme sürecine ticari alanların eklenmesi isteği, işin yönünü değiştirdi. İşte tartışmanın fitili tam da burada ateşlendi.
İddialara göre CHP grup toplantısında tansiyon oldukça yükseldi. Kırıcı sözlerin sarf edildiği, hatta bazı belediye başkanlarının dahi bu duruma tepki gösterdiği konuşuluyor. Meclis salonuna yansıyan o soğuk hava ise, yaşananların sadece kulisle sınırlı kalmadığını açıkça ortaya koydu.
Ve ardından meclis toplantısı…
Her şey sakin ilerliyor gibi görünürken, 76’ncı maddede yeniden aynı konu açıldı. Ticari alan meselesi tekrar gündeme geldi ve tartışma bir kez daha alevlendi. Konunun komisyona gönderilmesiyle süreç şimdilik ötelenmiş gibi görünse de, mikrofonun açık kalmasıyla salona yansıyan tepkiler aslında içten içe büyüyen krizin dışa vurumuydu.
Siyasette bazen küçük gibi görünen meseleler, büyük kırılmaların habercisi olur. Bu olay da onlardan biri olabilir.
Daha önce Aksu’da benzer bir süreci gördük. İsa Yıldırım örneğinde yaşananlar hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor. O gün sessizlik hâkimdi, bugün de benzer bir sessizlik var. Ama bu sessizlik, çoğu zaman fırtına öncesi sessizliktir.
Şimdi Kepez’de benzer bir tablo oluşuyor.
Burada asıl sorulması gereken soru şu:
Bu kriz sadece bir proje anlaşmazlığı mı, yoksa daha büyük bir siyasi kopuşun ayak sesleri mi?
Sahadan gelen izlenimler, Mesut Kocagöz’ün parti içinde kendisini yalnız hissettiği yönünde. Bu yalnızlık, zamanla farklı arayışlara kapı aralayabilir. Siyasette “dün dündür, bugün bugündür” sözünü çokça duyduk. Dün aynı safta olanların bugün farklı kulvarlara yöneldiğine defalarca şahit olduk.
Bu noktada akıllara gelen ihtimal ise dikkat çekici:
Acaba Mesut Kocagöz, farklı bir siyasi yola mı giriyor?
Kulislerde konuşulanlara göre MHP seçeneği artık sadece bir söylenti değil, ciddi bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Elbette bu henüz netleşmiş bir durum değil. Ancak siyasetin doğası gereği, bu tür kırılmaların ardından yön değişiklikleri sürpriz olmaz.
Unutulmaması gereken bir gerçek var:
Bu tür krizler sadece kişiler arasında kalmaz.
Bu sürecin bir diğer önemli boyutu da CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı’dır. Parti içindeki bu tür gerilimlerin yönetilememesi, geçmişte olduğu gibi yeni kopuşlara zemin hazırlayabilir. İsa Yıldırım sürecinde yaşananlar ortadayken, aynı senaryonun tekrar etmesi kimse için sürpriz olmaz.
Sözün özü;
Perşembenin gelişi gerçekten de çarşambadan belli oluyor.
Kepez’de yaşanan bu kriz, ya sağduyu ile çözülecek ya da daha büyük bir siyasi kırılmanın kapısını aralayacak.
Ama bugünden görünen tablo şu:
Eğer bu süreç doğru yönetilmezse,
yarın çok daha farklı bir Mesut Kocagöz tablosu ile karşılaşabiliriz.