Bazı geceler vardır; takvim yaprağında bir tarih değil, kalpte bir çağrıdır. Berat Kandili işte o çağrılardan biridir.
Yüklerin tartıya çıktığı, sözlerin vicdana döndüğü, kalbin kendi kendine hesap verdiği bir gece…
Berat; arınmak, berraklaşmak, yükten kurtulmak demektir.
İnsan bazen en çok kendine borçlanır. Söyleyemedikleriyle, erteledikleriyle, sustuklarıyla… Bu gece, o borçların muhasebesi için bir fırsattır.
Bugün sormamız gereken soru şudur: Kalbimde taşıdığım yükler gerçekten bana mı ait, yoksa başkalarının bıraktığı kırıntılar mı?
Çünkü kırgınlık biriktikçe ağırlaşır insan.
Kibir, fark edilmeden omuzlara çöker.
Affetmemek, kalbi karartır; affetmek ise kalbi genişletir.
Berat gecesi, “Ben haklıyım” demenin değil, “Ben kulum” diyebilmenin gecesidir.
Bu gece, dilimizden önce kalbimiz konuşmalı.
Uzun cümleler kurmaya gerek yok.
Bir “Ya Rabbi” bazen sayfalar dolusu söze bedeldir.
Unutmayalım:
Geçmiş değişmez ama bağışlanabilir.
Hatalar silinmez ama affedilebilir.
İnsan kusursuz olmaz ama samimi olabilir.
Bu gece, başkasının kusurunu değil, kendi eksiklerimizi hatırlayalım.
Başkası için kazdığımız çukurların, aslında kalbimizde açtığı boşlukları görelim.
Bir gönlü tamir etmenin, bin duadan daha ağır bastığını unutmayalım.
Kapısını çalmadığımız bir kalp,
Helalleşmediğimiz bir insan,
Göz ardı ettiğimiz bir hak varsa;
İşte Berat, tam da bunun içindir.
Belki bir mesaj,
Belki bir telefon,
Belki sadece içten bir dua…
Ama mutlaka bir adım.
Çünkü bu gece, göğe yükselen dualar kadar, yeryüzünde düzeltilen kalpler de kıymetlidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Mücteba KUŞÇU
Berat Gecesi: Yüklerden Arınmanın Vakti
Berat Gecesi: Yüklerden Arınmanın Vakti
Bazı geceler vardır; takvim yaprağında bir tarih değil, kalpte bir çağrıdır. Berat Kandili işte o çağrılardan biridir.
Yüklerin tartıya çıktığı, sözlerin vicdana döndüğü, kalbin kendi kendine hesap verdiği bir gece…
Berat; arınmak, berraklaşmak, yükten kurtulmak demektir.
İnsan bazen en çok kendine borçlanır. Söyleyemedikleriyle, erteledikleriyle, sustuklarıyla… Bu gece, o borçların muhasebesi için bir fırsattır.
Bugün sormamız gereken soru şudur:
Kalbimde taşıdığım yükler gerçekten bana mı ait, yoksa başkalarının bıraktığı kırıntılar mı?
Çünkü kırgınlık biriktikçe ağırlaşır insan.
Kibir, fark edilmeden omuzlara çöker.
Affetmemek, kalbi karartır; affetmek ise kalbi genişletir.
Berat gecesi, “Ben haklıyım” demenin değil,
“Ben kulum” diyebilmenin gecesidir.
Bu gece, dilimizden önce kalbimiz konuşmalı.
Uzun cümleler kurmaya gerek yok.
Bir “Ya Rabbi” bazen sayfalar dolusu söze bedeldir.
Unutmayalım:
Geçmiş değişmez ama bağışlanabilir.
Hatalar silinmez ama affedilebilir.
İnsan kusursuz olmaz ama samimi olabilir.
Bu gece, başkasının kusurunu değil, kendi eksiklerimizi hatırlayalım.
Başkası için kazdığımız çukurların, aslında kalbimizde açtığı boşlukları görelim.
Bir gönlü tamir etmenin, bin duadan daha ağır bastığını unutmayalım.
Kapısını çalmadığımız bir kalp,
Helalleşmediğimiz bir insan,
Göz ardı ettiğimiz bir hak varsa;
İşte Berat, tam da bunun içindir.
Belki bir mesaj,
Belki bir telefon,
Belki sadece içten bir dua…
Ama mutlaka bir adım.
Çünkü bu gece, göğe yükselen dualar kadar,
yeryüzünde düzeltilen kalpler de kıymetlidir.
Rabbim, bu mübarek gecede;
Kalplerimizi kin ve kibirden,
Dillerimizi kırıcı sözlerden,
Yollarımızı yanlış adımlardan arındırsın.
Hakkıyla affedenlerden,
Samimiyetle tövbe edenlerden,
Beratına erenlerden eylesin.
Berat Kandilimiz mübarek olsun.
Kalbimize ferahlık, hayatımıza istikamet getirmesi duasıyla…